GÖZLERİNDEN YAKALADIM SENİhüznümü sevince döndürenleylak bir güneşti yüzüngerdanından yakaladım senitaş merdivenleri döndükçe endamındansaçının rüzgarından yakaladım senibuğday sarısı bir dalgadır, upuzun ki haritası gibi sevdamınyolculuğu gölge kılıp günümeçıkıp gitmende ...
GÖZLERİNDEN YAKALADIM SENİ
hüznümü sevince döndüren leylak bir güneşti yüzün gerdanından yakaladım seni taş merdivenleri döndükçe endamından
saçının rüzgarından yakaladım seni buğday sarısı bir dalgadır, upuzun ki haritası gibi sevdamın yolculuğu gölge kılıp günüme çıkıp gitmenden yakaladım.
bayram açar ya yeryüzü yüzün yüzüme değer gibi elinden yakaladım seni
gözlerinden yakaladım seni bakır çalığı bir uçsuzluk mermeri eritiveren sesinin yalımından
şimdi yasemen kokusu ellerin ve nisan açmış gökyüzünle bir başka kıtada sen efkarını büyüten başka bir kıtada ben
ömrümden yakaladım seni Caught You By Your Eyes
your face was a lilac sun turning my sorrow into joy I caught you by your neck as I climbed the staircase of your figure
I caught you by the wind of your hair a wave as yellow as wheat as long as the map of my love I caught you by the way you left, the journey was the shadow of my day.
You know how the earth becomes a fairground - I caught you by your hand as if your face touched mine
I caught you by your eyes an aquamarine infinity by the fire of your voice that melts marble
now your hands smell like jasmine and your skies have bloomed into April and you are in another continent with me in yet another, growing your melancholy
I caught you by my life
YALNIZLIK KİTABESİ
bilirdim bütün falcıların yalancı aşkların inkarcı olduğunu gözlerim de yoruldu/ömrümü seyretmekten
leylekleri fotoğraftan seyrediyor çocuğum soluk bir sonbahar resmi gibi kendini görse aynada elini ürkerek uzatıyor belgesellerin bu kadar ilginç olması ondan eve yorgun dönen babaya dönüşmüş hepsi sırtlarında taşımaktan korktukları okul kitapları
çizgiye dönüşse gözyaşın dünya sele boğuluyor herkes belediye başkanına buluyor suçu aynı coğrafyayı betonlaştırıyor attığımız her izmaritten yonttuğumuz selvi dalından ağaçtan, börtü böcekten habersiz ödenmez bir ah’ın günahını taşıyoruz
sırtını rüzgara vermiş ömrün ortasındayım artık gölgeyi kendine saklayan söğüt ağacı sular ki buharlaşır kurur her yanım attığım sapanla kendimi vuran ben şimdi ormanımda yalnız ardıcım.
fincanlarla kadınların kahveyle gerçeğin yerini değiştiren aklım sana da elveda diyor gönlüm bir ısparta gülü kadar beyaz emirdağ türküsü kadar yalnız.
The Epitaph of Loneliness
I knew that all fortune tellers were liars that every love is denial and my eyes grew weary watching my life go by
my son follows the storks in a photograph like a faded autumn painting when he sees himself in a mirror he timidly reaches out that’s why documentaries are so interesting all children have turned into tired fathers coming home with books they are afraid to carry on their backs
when your tears turn into lines the whole world is flooded everyone blames the mayor and covers our lebensraum with cement we carry the sin of a curse that offers no redress, oblivious of every cigarette butt we throw away, of the cypress branch we sharpen, of all the trees and insects
my back turned to the wind, I’m in mid-life now a willow saving its shadow for itself the waters evaporate, leaving me dry all over I hit myself with my sling now I am the lonely juniper in my forest.
my mind replaces women with cups, reality with coffee, my heart, as white as a rose from ısparta as lonely as a folk song from emirdağ bids you farewell.
DELİRMİŞ BİR YALNIZLIKTIR KALBİM
ıslık çalıp gözleriyle zülfünü yüzüme döndüren kadın güneş parıltısı ellerini düşürdün günüme dokunuverse saçların ömrüm yitirir yalnızlığını bir çalıversen kapımı biter kimsesizliğim
çayı sevdim sever çayı bir matematik sorusunu çözer gibi amatör balıkçıyım boşa çıkar oltalarım titrer ellerim yüreğim titrer yine yedeğini yitirmiş sözüm aman bitmesin gün derim, çekilmesin güneş penceremden yoksa sensiz ve sessiz bir akşamı kalır ankara’nın
ayak sesini duysam yağmurlanır toprağım hışırtısı çoğalır kavak dallarının öylece ışığa çarpar gibi karanlık bereketi artar sözün sohbetin
gitmesen desem, gitmesen bırakıp böyle bir başına bırak kumsalları yorgunlar kuşatsın aşk büyük yalnızlıktır bilesin bir gözlerin anlar bunu.
My Heart is a Loneliness Gone Mad
Woman, you whistled and turned your eyes and a lock of hair to face me, dropping your sunshine hands into my day a brush of your hair would rid my life of its loneliness my isolation would end the second you knocked on my door
I liked the tea like solving a math question I’m a tiro fisherman with nothing on my lines my hands shake, my heart trembles once again I have no words in stock I hope the day won’t end, I say, I hope the sun won’t move away from my window or else all I’ll have will be an ankara night without you, quiet
my soil embraces the rain when I hear your footsteps the swoosh of poplars increases just so like the way darkness hits light conversations turn fruitful
if only I could ask you not to go, leaving me all alone let the tired ones surround the beaches you should know that love is a big loneliness only your eyes get that.
BIOGRAPHY: Metin Turan 1966’da Kağızman’da [Kars] dünyaya geldi. Orta ve lise eğitimini Ankara’da tamamladı. Farklı disiplinlere ilgi duydu, teknik eğitim, sağlık ve iktisat okudu. Çalışmalarını halk edebiyatı ve çağdaş Türk edebiyatı alanında sürdürüyor. İlk öyküsü 1981 yılında yayımlandı. Almanya, Romanya, Kazakistan, Makedonya, Bulgaristan, Moldova, Ukrayna, Azerbaycan, Suriye, KKTC ve Türkiye’de düzenlenen çok sayıda uluslararası bilimsel toplantıya katıldı. Edebiyatçılar Derneği Yürütme Kurulu üyeliği ve genel sekreterliği görevlerinde bulundu. Kısa adı KIBATEK olan Kıbrıs, Balkanlar, Avrasya Türk Edebiyatları Kurumu ile Folklor Araştırmacıları Vakfı’nın başkanıdır. Şiirleri İngilizce, Lehçe, Almanca, Bulgarca, Romence, Arapça, Özbekçe, Ukraynaca ve Rusça’ya çevrildi. Çok sayıda kültür ve sanat dergisinin yayımlanmasına öncülük etti. 1994 yılından bu yana yayımlanmakta olan halkbilim, antropoloji, sosyoloji, tarih, müzik ve edebiyat içerikli Folklor/Edebiyat dergisinin genel yayın yönetmenliğini yürütmekte, Yıldız Teknik Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi’nde Halk Edebiyatı Dersleri okutmaktadır.
Yayımlanmış Çalışmaları: • Can İçindedir Canan Kağızmanlı Cemal Hoca, Folklor Araştırmaları Kurumu Yayınları, Ankara 1992. • Aşık Veysel [Yaşamı Sanatı Şiirleri], Prospero Yayınları, Ankara, 1994. • Kul Himmet, Günorta Yayınları, Ankara 1994. • Ozanlık Gelenekleri ve Türk Saz Şiiri, Yeni Doğuş Matbaacılık, Ankara, 1995. • Türk Halk Edebiyatı, [ortak], Anadolu Üniversitesi Yayınları, Eskişehir 1998. • Suları Islatan Mecnun [şiir] , Ürün Yayınları, Ankara 2003. • Kültür-Kimlik Ekseninde Türk Edebiyatı, Ürün Yayınları, Ankara 2004. • Tarihten Mekana Türk Halk Şiiri, Ürün Yayınları, Ankara 2006. • Halk Kültürü, [ders kitabı] Başarı Yayınları, İstanbul 2006. • Sokaklar Kentler Ülkeler [şiir], KülSanat Yayınları, Ankara 2007.
He was born in 1966 İn Kağızman [Kars]
Metin Turan [Born in Kağızman-Kars, 1966] He was appointed to printing coordinator “imece” Collecktiva Work and “Yeni Şiir” Recent Poetry magazines. He was also te owner of the following magazines: “Sanat Hareketi” Art Movement, “Promete” Prometheus, “Anadolu Ekini” Anatolian Culture, “Ürün” Harvest, “Mecaz”