Koyu Yeşil Evrendeki kutlu eserDünya hamurundan dev mezarİçinde külden ağaçlarDallarda ölü kuşlarPıhtılaşmış iklimlerinZehir üfleyen rüzgarıLiman-ı Cehennem’deBatırmış Nuh’un gemisiniAdem’in kaçacak yeri kalmamışMeşin topuklara yapışmış kirli çağToprakta vahşi ayak izl ...
Koyu Yeşil Evrendeki kutlu eser
Dünya hamurundan dev mezar
İçinde külden ağaçlar
Dallarda ölü kuşlar
Pıhtılaşmış iklimlerin
Zehir üfleyen rüzgarı
Liman-ı Cehennem’de
Batırmış Nuh’un gemisini
Adem’in kaçacak yeri kalmamış
Meşin topuklara yapışmış kirli çağ
Toprakta vahşi ayak izleri
Silinmeye hazır
Kaslı kollarıyla, denizdeki öfkenin
Kanlı, dikenli gölgenden korkup
Sıvışmaya çalışma Adem!
İnanmadığın adaletin elinde
Şairin tükürük hokkası
İçinde kurumuş şiir...
Son soluğundan önce
Yalayacaksın hokkayı, mecbur
Dark GreenThe blessing work of art within the universe
A gigantic grave from the clay, that of earth
Has within it trees of ashes
And on its branches dead birds
Poison blowing wind
Of the clotted seasons
Has sunken Noah’s Ark
At the Harbour of Hell
Adam, has nowhere to run
Dirty era stuck on roany heels
The savage footprints on the soil
Ready to be wiped away
By the muscular arms of the sea’s rage
Scared of your own bloody, thorny shadow
Do not try to sneak away Adam!
The cuspidor of the poet
In the hands of justice you have no faith in
And the dried up poem inside…
Before your final breath
Bound to sweep the hokka*, a must
*hokka: used interchangibly for 2 meanings:
as an inkpot and as a cuspidor-Ademden Sonra- Kıblesini yitirmiş kuşların
Düşerken tüyleri üzerine
Kolza dövdü adam
Bataklığın kuru öksürüğünde
Kederi hışırdayan çimenlerin
Esmer rüzgarlarını ısırdı kemirgen
Pirinç gözlerinden akan yaşla
Humustan yoksun, sızılı toprağa
Hıçkıran buz kırıkları
Çarptı avare kumsallara
Balıkların buğulu son solukları
Örterken üşümüş denizleri
Güneşin avucundaki taze ışığa
Aldırmadan, çekti karbonun pimini
Kopyalanmış okaliptüslerin gölgesinde
Hurma yağıyla yıkanan Sömürgen
-After Adam-Of birds, with no direction of target
Feathers fall onto
Man pounding down colza
In the swamp's dry cough
Rodent, bit the brunette winds
Of sorrow swishing grasses
With tears dropping from bronze eyes
To aching ground, deprived from topsoil
Sobbing ice fractures
Hit to wastrel beaches
While last steamy breaths of fish
Cover the perishing seas
Neglecting the fresh light in the sun's palm
Pulled carbon's pin
Under the shadows of eucalyptus' replicas
Exploitant, washed by palm oil
Yaşlı Memleketimin Gözleri [Bu şiir, beni rüyalarımda ziyaret etsinler diye
dedem Ahmet Sakızlı, nam-ı diğer Kırbaş Ahmet'e ithafen yazılmıştır.]Poseidon’a bir Oğul‘Olbya! Olbya!
Güzeller güzeli kraliçesi
Amazonların!
Hoş Geldin!
Ben Poseidon,
Tanrısı denizlerin!
Burdadır sarayım ve kalbim
Yıllardır seni beklemekteyim
Bir an önce bir oğlumuz olsun istiyorum
Gözde körfezime ismini versin istiyorum’
My Teary Homeland’s Eyes[This poem, is dedicated to my grandfather Ahmet Sakızlı,
also known as Kırbas Ahmet so that he visits me in my dreams. ]A Son to Poseidon ‘Olbia! Olbia!
Ever so beautiful queen
Of the Amazons
Welcome!
Poseidon, I
The God of the Seas!
My palace and heart are here
For years, I’ve been waiting for you
I want us to have a son this very moment
I want his name to be given to my favourite gulf’
Sökerken Şafak, Oğul Aztakoz’daGözdenin kıyısı sakin
Ve kımıltısız ıstakoz larvaları
Denize baştan sona serilen
Güneşin altın mızrakları
Aheste yosunlarla oynaşan
Kumdaki altın sikke parıltısı
Kim Fazla Oyunu’ndan yorgun
Yıldızlarla çekişen berrak suyun taşları
Cilveli balıklar cennet havuzundan
Tanrının gümüş oyuncakları
Sabah ışınları toprakla sevişen
Kökleri ısınan kiraz ağaçları
Küçük gökkuşaklarına dönüşüp eriyen
Kar, tepelerin süt kaymakları
Arıları, çiçekleri, ayıları ve kuşları memnun
Aztakoz’un, dağları, ovaları, sazlıkları
* Aztakoz ve Nicomedia, İzmit’in tarihteki eski isimleridirDawn Breaking on Astacus the SonThe favourite’s shore is calm
And the motionless lobster larvas
Spread out over the sea
Golden spears of the sun
Playing with the weary sea weeds
The golden coin glittering on the sand
Tired of the game ‘Who is More’
Tugging with the stars, stones of the lucid water
Coy fish from heaven’s pond
God’s silver toys
Morning rays making love with the soil
The roots getting warm, of cherry trees
Little rainbows forming, melting
Snow, the milky creams of the hills
Bees, flowers, bears and birds, pleased
Astacus’ mountains, valleys and reedies
* Astacus and Nicomedia are the old historical names of the city of Izmit in TurkeyGör-düğüm Ağacını öpmeden yatmayan çocuk
Ter içinde kabus görür
Aç sıçanlar, sivrisinekler, kemirgenler
Odada yanan tek mumu da söndürür
Görmez olur karanlıkta
Tavan arasında bulur çareyi
Yıldızların içeri ağdığı
Ak bacadan kaçmakta
Bir şahin iner gökten
Tanımıştır geçen güzden
Çocuğun cömert ellerini
Asit yağmurlarında yanan
Doğanın keskin gözü
...
Ve şimdi uçmak, ne müthiştir göğün serinliğinde
Yokluğa karışmış bir kuşun pençesinde
Tersten görünür yeryüzü, yırtıcı hassas...
Gör-düğüm:
Kupkuru bir çığlığa uyanan çocuk
KERİM SAKIZLIEye am Knotted The child, not sleeping before kissing her tree
Has nightmares, in sweat
Hungry rats, mosquitoes, rodents
Blowing out the only lit candle in the room
Loses sight in the dark
Finds the cure in the attic
By fleeing out of the white chimney
Where the stars descend on
A falcon, burning in acid rains
Lands from the sky,
The sharp eyes of nature,
Recognizes from last Fall
The generous hands of the kid
…
And now flying, so wonderful, in the chilly sky
Within the bird’s claw, dispersed in absence
The ground, seen upside down, ferocious, sensitive….
Eye am knotted:
The child, waking up to a bone-dry scream
Translated into English by Nida TozlukluKERİM SAKIZLIKerim Sakızlı
Kerim Sakızlı 1973, İzmit doğumlu. Yıldız Teknik Üniversitesi, Endüstri Mühendisliği Bölümü mezunu olan şair, üniversite öğretiminin bir bölümünde Avusturya'da bulunmuş ve Viyana Teknik Üniversitesi'nde öğrenim görmüştür. 2004-2006 yılları arasında ikamet ettiği Bulgaristan’da Bulgar ressam Donço Donçev ile birlikte gerçekleştirdikleri, edebiyatı ve resmi birleştiren üç kitap Türkiye’de yayımlanmıştır. Bu kitaplar sırasıyla; çizgi roman ‘Fatemate, Aşk ve Sevgi’, şiirsel mitolojik öykü ‘Satyr’in Yeniden Doğuşu’ ve ‘İçinden Şiir Geçen Resimler’dir. Şairin son olarak 2008 yılında ‘Üç Perdelik Poetika’ adlı şiir kitabı yayımlanmıştır.
Kerim Sakızlı, 2000 yılından beri çeşitli radyo kanallarında edebiyat ve caz müziğinin kesişen noktaları üzerine kurguladığı programlar yapmaktadır.
Şair, bu son kitabı ‘Gör-düğüm [Nicomedia’ya Ağıt]’ı, kendi memleketinden evrene açılan, tarihten bugüne uzanan çevreci bir şiir olarak tanımlamaktadır.
Kerim Sakizli, is born on 1973, in Izmit, Turkey. Poet, graduated from Yildiz Technical University with an Industrial Engineering degree. During his university education he has also been in Austria and attended Technical University of Vienna. When he was living in Bulgaria between 2004-2006, he created with the Bulgarian painter Doncho Donchev, 3 books combining art of literature and painting, which are published in Turkey. These books are respectively; graphic novel ‘Fatemate, Love and Affection’, poetic mythological story ‘Rebirth of Satyr’, and poetry ‘Poems through Paintings’. Finally, his poetry book ‘3 Scene Poetica’ has been published in 2008.
The poet, since year 2000, has been doing programs in several radio channels, about areas that literature and jazz intersect.
Kerim Sakizli defines this final book he wrote ‘Eye am Knotted [Elegy to Nicomedia]’as a ‘green poetry’, opening up to the universe from his homeland, reaching today from past.
kerimsakizli@gmail.com